Sigortasız Çalıştırılma Durumunda Yapılması Gerekenler ve Haklarımız
|
İş kazası durumunda
haklarımız ve yapılması gerekenler Sigorta nedir, ne işe yarar? Sigorta, çalışma hayatı boyunca, çalışmasını
engelleyecek her türlü (iş kazası, hastalık, doğum) beklenmedik
duruma karşı işçinin güvence altına alınmasıdır. Sigorta ayrıca
işçinin çalışarak geçirdiği uzun yıllardan sonra emekli
olduğunda asgari insani koşullarda yaşamasının garanti
edilmesidir. Kapitalist düzenin işçilere vahşice sömürmesi
karşısında işçiler zamanında isyan edip sigortalı çalışma
hakkını elde etmişler ve bu haklarını devletlerin anayasalarına
yazdırarak kalıcı hale getirmişler. Sigorta, çalışma hayatı boyunca, çalışmasını
engelleyecek her türlü (iş kazası, hastalık, doğum) beklenmedik
duruma karşı işçinin güvence altına alınmasıdır. Sigorta ayrıca
işçinin çalışarak geçirdiği uzun yıllardan sonra emekli
olduğunda asgari insani koşullarda yaşamasının garanti
edilmesidir. Kapitalist düzenin işçilere vahşice sömürmesi
karşısında işçiler zamanında isyan edip sigortalı çalışma
hakkını elde etmişler ve bu haklarını devletlerin anayasalarına
yazdırarak kalıcı hale getirmişler. Sigorta, çalışma hayatı boyunca, çalışmasını engelleyecek her türlü (iş kazası, hastalık, doğum) beklenmedik duruma karşı işçinin güvence altına alınmasıdır. Sigorta ayrıca işçinin çalışarak geçirdiği uzun yıllardan sonra emekli olduğunda asgari insani koşullarda yaşamasının garanti edilmesidir. Kapitalist düzenin işçilere vahşice sömürmesi karşısında işçiler zamanında isyan edip sigortalı çalışma hakkını elde etmişler ve bu haklarını devletlerin anayasalarına yazdırarak kalıcı hale getirmişler. İşçileri ilgilendiren kaç türlü sigorta vardır? İşçileri esas olarak ilgilendiren sigortalar
şunlardır: a) Hastalık Sigortası b) Analık Sigortası c) İş
Kazası Sigortası d) Emeklilik Sigortası e) Ölüm Sigortası İşçileri esas olarak ilgilendiren sigortalar şunlardır: a) Hastalık Sigortası b) Analık Sigortası c) İş Kazası Sigortası d) Emeklilik Sigortası e) Ölüm Sigortası |
|
Bu sigortalardan faydalanmak için ne yapmamız
gerekiyor? Sigortadan faydalanmak için öncelikle bir
işyerinde çalışmak gerekiyor. İsteyen dışardan prim ödeyerek
de “İsteğe Bağlı Sigortalılık” hakkından yararlanabilir.
Ancak bu sigortanın hakları daha sınırlıdır. Sigortadan faydalanmak için öncelikle bir
işyerinde çalışmak gerekiyor. İsteyen dışardan prim ödeyerek
de “İsteğe Bağlı Sigortalılık” hakkından yararlanabilir.
Ancak bu sigortanın hakları daha sınırlıdır. Sigortadan faydalanmak için öncelikle bir işyerinde çalışmak gerekiyor. İsteyen dışardan prim ödeyerek de “İsteğe Bağlı Sigortalılık” hakkından yararlanabilir. Ancak bu sigortanın hakları daha sınırlıdır. Ülkemizde kaç türlü sigorta sistemi var? En büyükleri Sosyal Sigortalar Kurumu
(SSK), Emekli Sandığı ve Bağ-Kur. Bunlar kamu kuruluşları.
SSK işçilere, Emekli Sandığı devlet memurlarına, Bağ-Kur
esnaf ve serbest çalışanlara hizmet veriyor. Bunların
dışında bir de özel sigorta kuruluşları var. Onlar da
kendilerine ek sigorta yaptıracak kadar parası olan
vatandaşlara hizmet veriyor. En büyükleri Sosyal Sigortalar Kurumu
(SSK), Emekli Sandığı ve Bağ-Kur. Bunlar kamu kuruluşları.
SSK işçilere, Emekli Sandığı devlet memurlarına, Bağ-Kur
esnaf ve serbest çalışanlara hizmet veriyor. Bunların
dışında bir de özel sigorta kuruluşları var. Onlar da
kendilerine ek sigorta yaptıracak kadar parası olan
vatandaşlara hizmet veriyor. En büyükleri Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK), Emekli Sandığı ve Bağ-Kur. Bunlar kamu kuruluşları. SSK işçilere, Emekli Sandığı devlet memurlarına, Bağ-Kur esnaf ve serbest çalışanlara hizmet veriyor. Bunların dışında bir de özel sigorta kuruluşları var. Onlar da kendilerine ek sigorta yaptıracak kadar parası olan vatandaşlara hizmet veriyor. SSK nasıl çalışıyor? SSK, Emekli Sandığı gibi değil. Aslında
aynı özel sigorta gibi çalışıyor. SSK işçilerden ve
patrondan prim topluyor. Bu primler karşılığında da
işçilerin sigorta ihtiyaçlarını karşılıyor. Dolayısıyla SSK
aslında işçilerin kendi parasıyla kurulmuş bir kurum. Ama
işçiler bunu genellikle devletin (bir) bedavadan sunduğu bir
avantaj gibi düşünürler. Bu doğru değil. SSK işçilerin
parasıyla kurulmuştur. İşçilere hizmet vermek zorundadır. SSK, Emekli Sandığı gibi değil. Aslında aynı özel sigorta gibi çalışıyor. SSK işçilerden ve patrondan prim topluyor. Bu primler karşılığında da işçilerin sigorta ihtiyaçlarını karşılıyor. Dolayısıyla SSK aslında işçilerin kendi parasıyla kurulmuş bir kurum. Ama işçiler bunu genellikle devletin (bir) bedavadan sunduğu bir avantaj gibi düşünürler. Bu doğru değil. SSK işçilerin parasıyla kurulmuştur. İşçilere hizmet vermek zorundadır. Sigortalı çalışmak zorunluluk mu? Evet. İşçiler çalışmaya başladıkları andan
itibaren SSK’lı olarak çalışmak zorundadırlar. Bu yasal
zorunluluktur. Evet. İşçiler çalışmaya başladıkları andan itibaren SSK’lı olarak çalışmak zorundadırlar. Bu yasal zorunluluktur. Bu nasıl oluyor? Patron işçiyi işe başlatmadan 1 gün önce SSK’ya bildirmek zorundadır. Ayrıca işçi her ihtimale karşı sigortaya “Ben şu işyerinde çalışmaya başladım” diye, 1 ay içerisinde kendisi bildirimde bulunabilir. İşçinin buna hakkı vardır. Patronlar deneme süresi diye bir şeyden
bahsediyorlar. Bu nedir? Deneme süresi bir işçinin işyerine ve işine
uyum sağlayıp sağlayamayacağının anlaşılması için geçen
süredir. Ancak bunun sigortayla bir ilgisi yoktur. Patronlar
işçileri sigortasız çalıştırmak için “Hele bir deneme
süresini görelim de ona göre” derler. Patronların bu tutumu
yasadışıdır ve işçileri kandırmak ve oyalamak içindir. 2
aylık bir iş için bile bir işyerine girseniz patron yine
sizi işe girmeden 1 gün önce SSK’ya bildirmek ve sigortalı
çalıştırmak zorundadır. Deneme süresi bir işçinin işyerine ve işine uyum sağlayıp sağlayamayacağının anlaşılması için geçen süredir. Ancak bunun sigortayla bir ilgisi yoktur. Patronlar işçileri sigortasız çalıştırmak için “Hele bir deneme süresini görelim de ona göre” derler. Patronların bu tutumu yasadışıdır ve işçileri kandırmak ve oyalamak içindir. 2 aylık bir iş için bile bir işyerine girseniz patron yine sizi işe girmeden 1 gün önce SSK’ya bildirmek ve sigortalı çalıştırmak zorundadır. İşe başladık, sigortalı olduğumuzu nereden
anlayacağız? Patron sizin çalışmaya başladığınızı bir bildirim formuyla sigortaya bildirir. Bu formda sizin imzanız olması gerekir. Eğer ilk defa sigortalı iseniz, size üzerinde sizin fotoğrafınızın olduğu bir sigorta kartı vermeleri gerekir. Ayrıca patronun düzenlediği “Sigorta Bildirim Formu”nun bir örneğini size vermek zorundalar. Bu formda sigorta kurumunun formu aldığına dair kaşesi olur. Sigortalı olduk diyelim, peki sigortamız ödeniyor
mu nereden bileceğiz? Patron her ay bir önceki ayın sigorta bildirgesini SSK’ya verip parasını ödemek zorunda. Ödenen primlerin kimlere ait olduğu da bu bildirgede yazılı. İşveren bu bildirgeyi görünür bir yere asmak zorunda. İşçi gidip oradan bakabilir. Ya da artık internet imkânı var. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın www.calisma.gov.tr internet adresinden sigorta sicil numaranızı girerek kendi durumunuzu görebilirsiniz. Fakat bu sitede son 4 aylık primleriniz henüz işlenmemiş olabilir. Bir de patronlar (girdi-çıktı) yapıyorlarmış. Bu
nedir? Patronlar hiçbir zaman sigortalı işçi çalıştırmak istemezler. Çünkü onlar için işçi bir maliyet hesabıdır sadece. İşçileri genellikle insan olarak bile görmezler. Bana kaça mal olacak diye düşünürler. Bu yüzden (nasıl) bir işçi için verdiği her kuruş ona büyük acı verir. Yasalarımıza göre 1 yıl çalışan bir işçi kıdem tazminatı hakkı elde eder. Patronlar işte bu hakkı vermemek için ya işçiye bir çamur atarlar ve tazminatsız işten atmanın yollarını ararlar ya da işte bu (girdi-çıktı) denilen üçkâğıtçılığı yaparlar. Nasıl yapıyorlar bunu? Patron, 1. yılı dolmaya yakın işçilerin listesini yapar. Bunları daha 11 aylıkken işyerinden ayrılmış gibi sigortaya bildirir. Sonra keyfince tekrar işe yeni girmiş gibi sigortasını yapar. Bu arada işten ayrılırken veya yeniden sigortalı olurken gerekli evraklarda işçinin imzası yerine sahte imzalar kullanır. Böylece işçi kıdem tazminatı hakkı dolmadan işten ayrılmış da sanki yeniden girmiş gibi olur. Kuşkusuz patron bunları kendisi yapmaz. Personel müdürlüğünde, muhasebede çalışan büro elamanlarına yaptırır bunu. Buralarda çalışanlarına imalatta çalışanlarından her zaman üç kuruş daha fazla verir ki patronun yaptığı her türlü ahlaksızlığa göz yumsunlar. Bunu neden yapıyorlar? Amaçları kıdemi artan işçilere kıdem tazminatı ödememek ve sigorta primi maliyetinden kurtulmak. Patron hem tecrübeli işçiyi çalıştırmayı ister, hem de ona kıdem tazminatı ödemek istemez. Kıdem tazminatı biriken işçiyi patron sevmez. Örneğin 10 sene çalışan bir işçiyi patron çıkarmak istiyor. Ona 10 yıllık kıdem tazminatı ödemek zorunda. Ama 10 yılda 5 kere girdi çıktı yapsa ve en sonuncusunu da 1 yıl önce yapsa. Ona 1 yıllık tazminat öder. İşçi itiraz edince de “Yasal olarak yapacak bir şeyin yok. Git mahkemeye başvur” der. İşçi de mahkemeye güvenmediği için 10 yıllık kıdem tazminatı alabilecekken patronla pazarlığa girer. Patronun da beklentisi budur zaten. Ona üç beş kuruş da sus payı verir, mesele kapanır. İşçi hakkını aramazsa tabii!.. Bir de sigortalarımızı eksik yatırıyorlarmış, bu
nasıl oluyor? Sigorta primi belli bir oran üzerinden yatırılıyor. Brüt ücretin yaklaşık %14’ü işçiden %20’si patrondan sigorta primi olarak kesilir. Ancak patron düşük prim ödemek için işçinin maaşını bordroda düşük gösterir. Örneğin 500 milyon alan işçinin maaşını bordroda asgari ücretten göstererek hem sigorta primini düşük öder hem de vergisini düşük öder, vergi kaçırır yani. Patron bunu kendisi için yapıyor. Bunun işçiye ne
zararı var? İşçinin emekli maaşı ve emeklilik ya da işten ayrılma
sırasında alacağı kıdem tazminatı sigortaya bildirilen
ücreti üzerinden oluyor. Bu nedenle sigortaya düşük bildirim
demek işçinin çok az kıdem tazminatı ve emeklilik maaşı
alması demektir. Ayrıca İşsizlik Sigortası’ndan
faydalanırken de bordroda yazan ücrete bakılıyor. Bu
uygulama işçilere yapılan en büyük haksızlıklardan biridir.
Bir işçi yıllarca çalışıyor bir bakıyor ki, üç kuruş kıdem
tazminatı üç kuruş emekli maaşıyla bir başına kala kalmış…
Müfettişler geldi, patron dedi ki; “Ben bu adamı
tanımıyorum, yalan söylüyor.” İşçi orada çalıştığını nasıl
ispatlayacak? Burada en önemli kanıt çalışma arkadaşlarıdır.
Arkadaşlarını tanık olarak gösterebilir. Bir de işçiler
işyerinde kendilerine verilen her türlü belgeyi mutlaka
saklamalıdırlar. Bir fazla mesai çizelgesi, nöbet kâğıdı,
maaş zarfı vb. aklınıza ne gelirse mutlaka saklayın. Bu tür
şeyler önemsiz gibi görülebilir ama ilerde bir sorun
olduğunda mahkemede çok işe yararlar. Sonra ne olur? Müfettişler işçiyi haklı bulurlarsa fazla sorun olmaz. Bu
raporla patrondan bu eksikliği gidermesi istenir, gidermezse
işçi iş mahkemesine dava açar. İşten çıkartıldıktan sonraki
5 yıl içinde bu davayı açma hakkı vardır. Mahkeme büyük
olasılıkla işçiyi haklı bulur ve patrondan bütün kayıplarını
geri alır. Ama diyelim ki, patron müfettişleri ikna etti ya
da müfettişler görevlerini düzgün yapmadılar. İşçinin bu
durumda da mahkeme hakkı kaybolmaz. Bu sefer elindeki bütün
kanıtlarla yine mahkemeye başvurabilir. Peki, işçi patronu şikâyet edecek ama şöyle bir
durum var. Şimdi sigortalı çalışacağız veya bir haksızlığı
gidereceğiz diye işimizden mi olacağız? Patron kendisine
dava açan bir işçiyi işte tutmaz ki. İşçinin yine eli kolu
bağlı olmayacak mı? Her şeyden önce bu işçinin kendi kararı.
İşçi haksızlığa boyun eğmemeli. Çünkü işçi bütün hayatı
boyunca çalışmak zorunda. Böyle haksızlıklar karşısında
boyun eğerek çalıştığı sürece ne çalıştığının bir kıymeti
oluyor ne de geleceğe bir yatırım yapabiliyor. Ayrıca bu
durum karşısında yasal bir güvencesi de var. Yasa diyor ki;
eğer bir işçi patronunu herhangi bir nedenle dava etmiş ve
patron bu dava etme olayından sonra işçiyi işten çıkarmış
ise bu “kötü niyetli” bir davranıştır. İşveren bu “kötü
niyetli” davranış karşılığında diğer yasal haklarının
yanında ihbar tazminatının 3 katı kadar “kötü niyet
tazminatı” öder. Her şeyden önce bu işçinin kendi kararı. İşçi haksızlığa
boyun eğmemeli. Çünkü işçi bütün hayatı boyunca çalışmak
zorunda. Böyle haksızlıklar karşısında boyun eğerek
çalıştığı sürece ne çalıştığının bir kıymeti oluyor ne de
geleceğe bir yatırım yapabiliyor. Ayrıca bu durum karşısında
yasal bir güvencesi de var. Yasa diyor ki; eğer bir işçi
patronunu herhangi bir nedenle dava etmiş ve patron bu dava
etme olayından sonra işçiyi işten çıkarmış ise bu “kötü
niyetli” bir davranıştır. İşveren bu “kötü niyetli” davranış
karşılığında diğer yasal haklarının yanında ihbar
tazminatının 3 katı kadar “kötü niyet tazminatı” öder. Son olarak şunu soralım: Ülkemizde sigorta
sistemi iyi çalışıyor mu? Hayır iyi çalışmıyor. Öncelikle şunu belirtmek gerekir
ki; sigortanın sunduğu en temel hizmetler olan sağlıklı
yaşamak ve emeklilik sonrası asgari bir gelir garantisi
olması her insanın en temel hakkı olmalıdır. Yani bir
vatandaşımız bu ülkeye yıllarca çalışarak bir hizmette
bulunmuşsa devlet her koşulda o vatandaşımıza yani hepimize
ömür boyu sağlıklı ve asgari standartları olan bir yaşamı
sağlamak zorundadır. Devlet olmanın gereği budur. Buna
sosyal devlet deniyor. Ancak bizim ülkemizde sosyal devlet
sadece kâğıtta yazılı olduğu için her şey özelleştiriliyor
yani parası olan iyi yaşar olmayanın da vay haline.
Önümüzdeki yıllarda öyle bir sistem getiriyorlar ki,
şimdikinden daha zor günler olacak işçiler için. Bu konunun
çok ayrıntılı olarak incelenmesi gerekiyor. Ayrı bir
kitapçık çıkartarak bu konuyu bütün yönleriyle ele alacağız.
|



